60 YIL GÖREV YAPAN YEŞİLÇİMEN HOCADAN ÖĞRETMENLİĞE DAİR ÇARPICI SÖZLER?.

Güncel (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 25.11.2013 - 01:01, Güncelleme: 25.11.2013 - 01:01
 

60 YIL GÖREV YAPAN YEŞİLÇİMEN HOCADAN ÖĞRETMENLİĞE DAİR ÇARPICI SÖZLER?.

Öğretmenler gününde ilçemizde yaşayan Ahmet Sakarya ve Mualla Kasap?tan sonra en yaşlı öğretmen olan 87 yaşındaki Hasan Yeşilçimen?in hem gününü kutladık hem de 60 yıllık öğretmenlik hizmet süresinde yaşadığı anıları da açıkcası bizi etkiledi.

Öğretmenler gününde ilçemizde yaşayan Ahmet Sakarya ve Mualla Kasap’tan sonra en yaşlı öğretmen olan  87 yaşındaki Hasan Yeşilçimen’in hem gününü kutladık hem de 60 yıllık öğretmenlik hizmet süresinde yaşadığı anıları da açıkcası bizi etkiledi. Dile kolay altmış yıl görev yapmak…. Fakir bir ailenin çocuğu olan Gevrekli Kasabası’ndan çıkıp İvriz Öğretmen Okulu’nun ilk mezunlarından Hasan Yeşilçimen Öğretmenimiz: “O zaman ki muhtar, sayıları az olan okumanın önemini bilen kişiler beni teşvik etti okumam için. O yıllarda tek tük zengin çocuğu vardı okuyan. Fakirler para yatırıp ta çocuklarını okutamazlardı.” Diyerek o yıllardaki fakir çocukların okumasının ne kadar güç olduğunu bizlere hatırlattı. Öğretmen okullarından mezun olanlar öğretmen olarak görev yaparmış. Köylere öğretmen bulamazlarmış, sayısı az olan öğretmenlere köylere niye gitmiyon ? diye sorulunca “Bit desen çok, pire desen çok. Gidipte ne yapacağız?” derlermiş. Diyen Köy Enstitüsünün ilk mezunlarından Hasan Yeşilçimen Hocamız: “Köy Enstitüleri esas taşraya hizmet vermek için kurulmuş okullardı. Eğitimle kalmayıp üretime dönük öğretmen de yetiştirilirdi bu okullarda. Arıclık eğitimi verilirdi. İnşaat yapımında bir usta kadar mahirdik. Köy Enstitülerinde sanata yönelik bölümlerde vardı. Yardımcı malzemeyi verseler bir binanın çatısına kadar yapacak durumdaydık hepimiz. Sadece dersle kalmaz sosyal aktivitelerle de uğraşırdık. Özellikle mandolin çalmayı öğretilerdi. Saz çalardık, harmandalı oynardık. O yıllarda saz çalana, bu oyunu oynayanlara halk iyi bakmazdı. Yani taassup fikri yoktu Köy Enstitülerinde.” Diyerek okulların o yıllardaki önemini aktardı bize. Hocam bugün Öğretmenler Günü, sizde maşallah uzun yaşınıza rağmen iyi görüyoruz sizi. Sizin göreve başladığınız dönemdeki öğretmenlikle ile şimdiki öğretmenliği bir kıyaslar mısınız? Diye sorduğumuzda : “Biz paradan çok ideal için öğretmenlik yapardık. Amacımız halkı okutmak, cahillikten kurtarmaktı. İlk görev yerim Beyşehir’in Göymenler Köyüydü. İki dağ arasında sıkışmış bir köydü.O yıllarda okuma yazma bilmeyen çoktu.Fedakarca çalışırdık.Ücretsiz gece okulları vardı. Kendimde gece okulu açtım. Saf, temiz Anadolu insanına bir şeyler verebilmek için gecemizi gündüzümüze katardık .”  diyerek öğretmenliğinin kutsallığından bahsetti. Mütevaziliğini de elinden bırakmayarak gülümsedi bize “Birkaç kişiyi okutabildiysek bizim sevabımızda budur.” Dedi yılların öğretmeni, öğretmenlerin öğretmeni Hasan Yeşilçimen. 24 Kasım Öğretmen Gününün sizin için ne anlamı var diye sorduğumuz da hocamıza. “Bizim zamanımızda okur-yazar sayısı azdı. Onun için okur- yazarlara bir kıymet veriliyordu. Şimdi ise okur yazar çok. Ne çoksa onun kıymeti azdır. Açıkca konuşmak gerekirse24 Kasım Öğretmen Günü’nde bir iki kutlama, hatır sorma ile geçiştiriyorlar.Oysa en asil görev bence öğretmenliktir. Başka ne diyeyim” diye sözlerini bitirdi.
Öğretmenler gününde ilçemizde yaşayan Ahmet Sakarya ve Mualla Kasap?tan sonra en yaşlı öğretmen olan 87 yaşındaki Hasan Yeşilçimen?in hem gününü kutladık hem de 60 yıllık öğretmenlik hizmet süresinde yaşadığı anıları da açıkcası bizi etkiledi.

Öğretmenler gününde ilçemizde yaşayan Ahmet Sakarya ve Mualla Kasap’tan sonra en yaşlı öğretmen olan  87 yaşındaki Hasan Yeşilçimen’in hem gününü kutladık hem de 60 yıllık öğretmenlik hizmet süresinde yaşadığı anıları da açıkcası bizi etkiledi.

Dile kolay altmış yıl görev yapmak….

Fakir bir ailenin çocuğu olan Gevrekli Kasabası’ndan çıkıp İvriz Öğretmen Okulu’nun ilk mezunlarından Hasan Yeşilçimen Öğretmenimiz:

“O zaman ki muhtar, sayıları az olan okumanın önemini bilen kişiler beni teşvik etti okumam için. O yıllarda tek tük zengin çocuğu vardı okuyan. Fakirler para yatırıp ta çocuklarını okutamazlardı.” Diyerek o yıllardaki fakir çocukların okumasının ne kadar güç olduğunu bizlere hatırlattı.

Öğretmen okullarından mezun olanlar öğretmen olarak görev yaparmış. Köylere öğretmen bulamazlarmış, sayısı az olan öğretmenlere köylere niye gitmiyon ? diye sorulunca “Bit desen çok, pire desen çok. Gidipte ne yapacağız?” derlermiş. Diyen Köy Enstitüsünün ilk mezunlarından Hasan Yeşilçimen Hocamız:

“Köy Enstitüleri esas taşraya hizmet vermek için kurulmuş okullardı. Eğitimle kalmayıp üretime dönük öğretmen de yetiştirilirdi bu okullarda. Arıclık eğitimi verilirdi. İnşaat yapımında bir usta kadar mahirdik. Köy Enstitülerinde sanata yönelik bölümlerde vardı. Yardımcı malzemeyi verseler bir binanın çatısına kadar yapacak durumdaydık hepimiz. Sadece dersle kalmaz sosyal aktivitelerle de uğraşırdık. Özellikle mandolin çalmayı öğretilerdi. Saz çalardık, harmandalı oynardık. O yıllarda saz çalana, bu oyunu oynayanlara halk iyi bakmazdı. Yani taassup fikri yoktu Köy Enstitülerinde.” Diyerek okulların o yıllardaki önemini aktardı bize.

Hocam bugün Öğretmenler Günü, sizde maşallah uzun yaşınıza rağmen iyi görüyoruz sizi. Sizin göreve başladığınız dönemdeki öğretmenlikle ile şimdiki öğretmenliği bir kıyaslar mısınız? Diye sorduğumuzda :

“Biz paradan çok ideal için öğretmenlik yapardık. Amacımız halkı okutmak, cahillikten kurtarmaktı. İlk görev yerim Beyşehir’in Göymenler Köyüydü. İki dağ arasında sıkışmış bir köydü.O yıllarda okuma yazma bilmeyen çoktu.Fedakarca çalışırdık.Ücretsiz gece okulları vardı. Kendimde gece okulu açtım. Saf, temiz Anadolu insanına bir şeyler verebilmek için gecemizi gündüzümüze katardık .”  diyerek öğretmenliğinin kutsallığından bahsetti. Mütevaziliğini de elinden bırakmayarak gülümsedi bize “Birkaç kişiyi okutabildiysek bizim sevabımızda budur.” Dedi yılların öğretmeni, öğretmenlerin öğretmeni Hasan Yeşilçimen.

24 Kasım Öğretmen Gününün sizin için ne anlamı var diye sorduğumuz da hocamıza.

“Bizim zamanımızda okur-yazar sayısı azdı. Onun için okur- yazarlara bir kıymet veriliyordu. Şimdi ise okur yazar çok. Ne çoksa onun kıymeti azdır. Açıkca konuşmak gerekirse24 Kasım Öğretmen Günü’nde bir iki kutlama, hatır sorma ile geçiştiriyorlar.Oysa en asil görev bence öğretmenliktir. Başka ne diyeyim” diye sözlerini bitirdi.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve toroslargazetesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.