Gelişmişlik İle Eğitim Arasındaki İlişki; “Türkiye Örneği”

Güncel (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 01.12.2017 - 06:15, Güncelleme: 01.12.2017 - 06:15
 

Gelişmişlik İle Eğitim Arasındaki İlişki; “Türkiye Örneği”

Gelişmişlik İle Eğitim Arasındaki İlişki; “Türkiye Örneği”

Ünlü düşünür Alvin Toffler insanlık tarihinde üç büyük değişim dalgasının her şeyi değiştirdiğini söylüyor; “Birincisi tarım devrimi, ikincisi sanayi devrimi ve üçüncüsü bilgi devrimi ya da bilgi toplumu.” insanlığın bu evreler arasındaki geçişi incelendiğinde ise, parametrik bir değişim hızının olduğu görülmektedir. Tarım toplumunun oluşumu binlerce yılı almış olmasına rağmen, sanayi toplumunun oluşumu yüzyıllar içinde tamamlanmış; bilgi toplumunun oluşması, toplumları ve insanlık tarihini şekillendirmeye başlaması ise on yıllar içerisinde gerçekleşmiştir. Bu evrimi diğer toplumlardan daha önce tamamlayan toplumlar yani bilgi ya da enformatik toplumları, diğer toplumları sistemleri ve dolayısıyla insanları bilgiyi yönetenlerin istekleri doğrultusunca şekillendirmiş ve şekillendirmeye devam etmektedir. Buna dramatik ve şok edici bir örnek olarak Körfez savaşını ve CNN International üzerinden toplumların bu savaşı canlı olarak izlemesini, bu savaş öncesinde toplumların savaşın gerekliliğine ikna edilmesini verebiliriz. Yani bilgi toplumları diğer toplumların algısını yönetmiş ve savaşın gerekliliğine insanları ikna etmiştir. Bu bağlamda Bilgi Toplumlarınınoluşması ancak nitelikli bir eğitimle mümkündür. Peki Türkiye’nin bilgi toplumuna geçişini sağlamak için gerekli olan eğitimin Türkiye’de ki durumu nedir? Türkiye’nin Eğitime ilişkin beklentileri ve Gerçekler Ipsos’un yapmış olduğu araştırmada Türkiye’deki katılımcıların % 48’i “Gelecek 15 yıl içinde ülkenizdeki eğitim kalitesinin kötüye gideceğini düşünmektedir. Bu veriler geçen ay Metropoll tarafından yapılan araştırmayla da örtüşmektedir. Metropoll’ün gerçekleştirmiş olduğu araştırmada katılımcıların % 41’i Türkiye eğitim sisteminin kötüye gittiğini düşünmektedir. Eğitimin iyiye gittiğini düşünenlerin oranı ise yalnızca % 26’dır. PISA Uluslararası eğitim değerlendirme testi sonuçları da halkımızın düşüncelerini haklı çıkarmaktadır. PISA testi, 72 ülke ve ekonomik bölgede yer alan 15 yaşındaki 540 bin öğrenci arasında yapıldı. Bu 72 ülke ve ekonomik bölgeden 35'ini Avrupa Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı'nın (OECD) ülkeleri oluşturmaktadır. PISA sonuçlarına göre Türkiye 72 ülke arasında 50. sırada yer alırken, önceki testlere göre de performansı gerilediği görülmektedir. Halkımızın bu düşüncelerinde pekte haksız olmadığı PISA sonuçlarından görülmektedir. Yayınlanan PISA2015’in “İşbirliğine Dayalı Problem Çözme” raporunda, Öğrencilerin takım halinde çalışarak problemlere çözüm üretme becerilerinin değerlendirildiği testte Türkiye 422 puanla 35 OECD ülkesi arasında son sırada yer almıştır. Bu durum gerçekten çok dikkat çekicidir. Öğrencilerimizin işbirliği ile problem çözme becerileri farklı ülkelerde ki yaşıtlarıyla karşılaştırıldığında oldukça kötüdür. Kalkınma ve Eğitim ilişkisi Kalkınma ile eğitim arasında ki güçlü ilişki hepimizin malumudur. Aynı zamanda pek çok sanayici, işadamı ve bürokratlar tarafından da vurgulanmaktadır. Kısaca Kalkınma, “süratle bulunan yeniliklerin (Innovation) meydana getirdiği değişiklik” olarak tanımlanmaktadır. Kalkınmanın sağlanmasında en temel dinamiklerden biri eğitim seviyesinin iyileştirilmesidir. Kalkınmada elbette sermaye, teknoloji ve doğal kaynak bileşenlerinin önemi göz ardı edilemez. Fakat bu kaynakların yatırıma dönüştürülmesini ancak ve ancak eğitilmiş insanlar başarabilirler. Tabii ki yalnızca yatırımcıların değil kalkınmayı sağlayacak ve destekleyecek toplumsal şartların oluşturulması da ancak eğitimle mümkündür. Bununla ilgili oldukça güzel bir yazı http://www.businessht.com.trweb sayfasında yer almaktadır (http://www.businessht.com.tr/teknoloji/haber/1300102-turkiyeden-bir-elon-musk-nasil-cikar). Yazıda TESLAotomobillerinin üreticisi ELEN MUSK’ın mevcut şartlar altında Türkiye’de yetişip yetirilemeyeceği incelenmekte. Yazıda “ELON MUSK’a benzer profillerin Türkiye’den de çıkması olasılığının, kişisel yetenekler ile bireyin yetiştiği ve ürettiği ülkenin şartlarına bağlı olduğu, Türkiye’nin kişisel yetenekler açısından yeteri kadar güçlü ve üretken ancak üretim ortamı açısından oldukça zayıf olduğu” belirtilmektedir. Yapılan çalışmalardan da görüleceği üzere Eğitim hem ekonomik kalkınmayı gerçekleştirecek insan gücünün yetiştirilmesine hem de INOVASYON, YENİLİKya da İCATolarak adlandırılabilecek gelişmeleri ortaya çıkarabilecek bireylerin yetişmesi için gerekli olan atmosferin oluşmasını sağlayacaktır. Bu bağlamda bir ülkenin ekonomik kalkınma düzeyini anlamakta kullanılabilecek en önemli ölçüt eğitimdir. Büyüme ve sosyal kalkınmanın sağlanması için gerekli olan eğitim, toplumların ekonomi, sağlık ve kültürel anlamda da gelişmelerini sağlayan temel unsurlardan biridir. Eğitim aynı zamanda kalkınmada sürdürülebilirliği sağlamaktadır. Eğitim bireyin kendi tercihlerine bağlı bir faaliyettir. Fakat sonuçları bütün toplumu ilgilendirmektedir. OECD (2014) yetişkin becerileri anketine göre bilgiye daha fazla erişim sağlanması halinde ekonomik büyüme ve sosyal kalkınmanın sağlanabileceği belirtilmektedir. Eğitim seviyesi üzerinde görülen artış, emeğin ve iş gücünün verimliliğini artıracaktır. Eğitim seviyesinin artırılması, uzun vadeli büyümenin sağlanabilmesi açısından oldukça önemlidir. Bu durum Ülkelerin eğitim alanına yaptıkları harcama ile harcamaları kalkınmışlık düzeyleri incelendiğinde görülmektedir. Norveç'te eğitime yapılan toplam kamu harcamalarının GSYİH içerisindeki oranı %8,7, Yeni Zelanda'nın %7,4, Türkiye'nin %4,1, Arjantin %6,3’dür. Birleşmiş milletler İnsani kalkınmışlık raporunda Norveç 1. sırada, Yeni Zelanda 7. sırada, Türkiye 69. sırada ve Arjantin 49. sırada yer almaktadır. Dolayısıyla eğitime yapılan harcama ya da verilen önem ile kalkınmışlık arasında ki ilişki verilerden de net bir şekilde görülmektedir. Büyümeden gelişmeye… Günümüzde küresel rekabet ortamında ucuz mal üreterek yüksek gelir grubuna girmenin mümkün olmadığı görülmektedir. Okul öncesi eğitimdeki okullaşma oranımız hala düşüktür. Bunun yanında eğitim kalitemizi gösteren PISA skorlarımız iç açıcı değildir. Rekabet etmek zorunda olduğumuz ülkelerle Türkiye olarak eğitim harcamalarımızı kıyasladığımızda arada uçurum olduğu görülmektedir. Bunun için öncelikle eğitimin kalitemizi artıracak reformların acilen yapılması gerekiyor. İlk ve Orta öğrenimde okul ve öğretmen kalitemizi artırıcı, bunun yanında yaratıcı düşünceyi öne çıkaracak önlemlerin alınması son derece önemlidir. Bu haftaki yazımda eğitim ile kalkınma arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya aynı zamanda yeniliklerin ortaya çıkabilmesi için gerekli olan atmosferin bileşenlerini tanımlamaya çalıştım. Görüşmek dileğiyle, Sağlıcakla kalın.
Gelişmişlik İle Eğitim Arasındaki İlişki; “Türkiye Örneği”
Ünlü düşünür Alvin Toffler insanlık tarihinde üç büyük değişim dalgasının her şeyi değiştirdiğini söylüyor; “Birincisi tarım devrimi, ikincisi sanayi devrimi ve üçüncüsü bilgi devrimi ya da bilgi toplumu.” insanlığın bu evreler arasındaki geçişi incelendiğinde ise, parametrik bir değişim hızının olduğu görülmektedir. Tarım toplumunun oluşumu binlerce yılı almış olmasına rağmen, sanayi toplumunun oluşumu yüzyıllar içinde tamamlanmış; bilgi toplumunun oluşması, toplumları ve insanlık tarihini şekillendirmeye başlaması ise on yıllar içerisinde gerçekleşmiştir. Bu evrimi diğer toplumlardan daha önce tamamlayan toplumlar yani bilgi ya da enformatik toplumları, diğer toplumları sistemleri ve dolayısıyla insanları bilgiyi yönetenlerin istekleri doğrultusunca şekillendirmiş ve şekillendirmeye devam etmektedir. Buna dramatik ve şok edici bir örnek olarak Körfez savaşını ve CNN International üzerinden toplumların bu savaşı canlı olarak izlemesini, bu savaş öncesinde toplumların savaşın gerekliliğine ikna edilmesini verebiliriz. Yani bilgi toplumları diğer toplumların algısını yönetmiş ve savaşın gerekliliğine insanları ikna etmiştir. Bu bağlamda Bilgi Toplumlarınınoluşması ancak nitelikli bir eğitimle mümkündür. Peki Türkiye’nin bilgi toplumuna geçişini sağlamak için gerekli olan eğitimin Türkiye’de ki durumu nedir? Türkiye’nin Eğitime ilişkin beklentileri ve Gerçekler

Ipsos’un yapmış olduğu araştırmada Türkiye’deki katılımcıların % 48’i “Gelecek 15 yıl içinde ülkenizdeki eğitim kalitesinin kötüye gideceğini düşünmektedir. Bu veriler geçen ay Metropoll tarafından yapılan araştırmayla da örtüşmektedir. Metropoll’ün gerçekleştirmiş olduğu araştırmada katılımcıların % 41’i Türkiye eğitim sisteminin kötüye gittiğini düşünmektedir. Eğitimin iyiye gittiğini düşünenlerin oranı ise yalnızca % 26’dır. PISA Uluslararası eğitim değerlendirme testi sonuçları da halkımızın düşüncelerini haklı çıkarmaktadır. PISA testi, 72 ülke ve ekonomik bölgede yer alan 15 yaşındaki 540 bin öğrenci arasında yapıldı. Bu 72 ülke ve ekonomik bölgeden 35'ini Avrupa Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı'nın (OECD) ülkeleri oluşturmaktadır. PISA sonuçlarına göre Türkiye 72 ülke arasında 50. sırada yer alırken, önceki testlere göre de performansı gerilediği görülmektedir. Halkımızın bu düşüncelerinde pekte haksız olmadığı PISA sonuçlarından görülmektedir.

Yayınlanan PISA2015’in “İşbirliğine Dayalı Problem Çözme” raporunda, Öğrencilerin takım halinde çalışarak problemlere çözüm üretme becerilerinin değerlendirildiği testte Türkiye 422 puanla 35 OECD ülkesi arasında son sırada yer almıştır. Bu durum gerçekten çok dikkat çekicidir. Öğrencilerimizin işbirliği ile problem çözme becerileri farklı ülkelerde ki yaşıtlarıyla karşılaştırıldığında oldukça kötüdür.

Kalkınma ve Eğitim ilişkisi Kalkınma ile eğitim arasında ki güçlü ilişki hepimizin malumudur. Aynı zamanda pek çok sanayici, işadamı ve bürokratlar tarafından da vurgulanmaktadır. Kısaca Kalkınma, “süratle bulunan yeniliklerin (Innovation) meydana getirdiği değişiklik” olarak tanımlanmaktadır. Kalkınmanın sağlanmasında en temel dinamiklerden biri eğitim seviyesinin iyileştirilmesidir. Kalkınmada elbette sermaye, teknoloji ve doğal kaynak bileşenlerinin önemi göz ardı edilemez. Fakat bu kaynakların yatırıma dönüştürülmesini ancak ve ancak eğitilmiş insanlar başarabilirler. Tabii ki yalnızca yatırımcıların değil kalkınmayı sağlayacak ve destekleyecek toplumsal şartların oluşturulması da ancak eğitimle mümkündür. Bununla ilgili oldukça güzel bir yazı http://www.businessht.com.trweb sayfasında yer almaktadır (http://www.businessht.com.tr/teknoloji/haber/1300102-turkiyeden-bir-elon-musk-nasil-cikar). Yazıda TESLAotomobillerinin üreticisi ELEN MUSK’ın mevcut şartlar altında Türkiye’de yetişip yetirilemeyeceği incelenmekte. Yazıda “ELON MUSK’a benzer profillerin Türkiye’den de çıkması olasılığının, kişisel yetenekler ile bireyin yetiştiği ve ürettiği ülkenin şartlarına bağlı olduğu, Türkiye’nin kişisel yetenekler açısından yeteri kadar güçlü ve üretken ancak üretim ortamı açısından oldukça zayıf olduğu” belirtilmektedir. Yapılan çalışmalardan da görüleceği üzere Eğitim hem ekonomik kalkınmayı gerçekleştirecek insan gücünün yetiştirilmesine hem de INOVASYON, YENİLİKya da İCATolarak adlandırılabilecek gelişmeleri ortaya çıkarabilecek bireylerin yetişmesi için gerekli olan atmosferin oluşmasını sağlayacaktır. Bu bağlamda bir ülkenin ekonomik kalkınma düzeyini anlamakta kullanılabilecek en önemli ölçüt eğitimdir. Büyüme ve sosyal kalkınmanın sağlanması için gerekli olan eğitim, toplumların ekonomi, sağlık ve kültürel anlamda da gelişmelerini sağlayan temel unsurlardan biridir. Eğitim aynı zamanda kalkınmada sürdürülebilirliği sağlamaktadır. Eğitim bireyin kendi tercihlerine bağlı bir faaliyettir. Fakat sonuçları bütün toplumu ilgilendirmektedir. OECD (2014) yetişkin becerileri anketine göre bilgiye daha fazla erişim sağlanması halinde ekonomik büyüme ve sosyal kalkınmanın sağlanabileceği belirtilmektedir. Eğitim seviyesi üzerinde görülen artış, emeğin ve iş gücünün verimliliğini artıracaktır. Eğitim seviyesinin artırılması, uzun vadeli büyümenin sağlanabilmesi açısından oldukça önemlidir. Bu durum Ülkelerin eğitim alanına yaptıkları harcama ile harcamaları kalkınmışlık düzeyleri incelendiğinde görülmektedir. Norveç'te eğitime yapılan toplam kamu harcamalarının GSYİH içerisindeki oranı %8,7, Yeni Zelanda'nın %7,4, Türkiye'nin %4,1, Arjantin %6,3’dür. Birleşmiş milletler İnsani kalkınmışlık raporunda Norveç 1. sırada, Yeni Zelanda 7. sırada, Türkiye 69. sırada ve Arjantin 49. sırada yer almaktadır. Dolayısıyla eğitime yapılan harcama ya da verilen önem ile kalkınmışlık arasında ki ilişki verilerden de net bir şekilde görülmektedir. Büyümeden gelişmeye… Günümüzde küresel rekabet ortamında ucuz mal üreterek yüksek gelir grubuna girmenin mümkün olmadığı görülmektedir. Okul öncesi eğitimdeki okullaşma oranımız hala düşüktür. Bunun yanında eğitim kalitemizi gösteren PISA skorlarımız iç açıcı değildir. Rekabet etmek zorunda olduğumuz ülkelerle Türkiye olarak eğitim harcamalarımızı kıyasladığımızda arada uçurum olduğu görülmektedir. Bunun için öncelikle eğitimin kalitemizi artıracak reformların acilen yapılması gerekiyor. İlk ve Orta öğrenimde okul ve öğretmen kalitemizi artırıcı, bunun yanında yaratıcı düşünceyi öne çıkaracak önlemlerin alınması son derece önemlidir. Bu haftaki yazımda eğitim ile kalkınma arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya aynı zamanda yeniliklerin ortaya çıkabilmesi için gerekli olan atmosferin bileşenlerini tanımlamaya çalıştım. Görüşmek dileğiyle, Sağlıcakla kalın.
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve toroslargazetesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.