GİDİŞİ DE YAŞAMI GİBİYDİ; ASİL VE BİRLEŞTİRİCİ

Güncel (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 30.11.2018 - 01:02, Güncelleme: 30.11.2018 - 01:02
 

GİDİŞİ DE YAŞAMI GİBİYDİ; ASİL VE BİRLEŞTİRİCİ

Ali Saylam Köşe Yazısı

  1970 li yılların gençlik hareketini yaşayan ve bilenlerdenim.  Memleketin özellikle içerden terör ve içten bölünme gibi beka sıkıntısına karşı ordunun polis gücünün yanı sıra milis güçlerinin önemli olduğunu düşünenlerdenim. Memleketimizin içten karışıklık yaşadığı dönemlerde Kara Murat, Battalgazi gibi kahramanlar ortaya çıkar fisebilillah vatanı için her şeyi göze alırlar. Gençlik dönemimde de bu tür gözü kara, samimi, memleketi için her şeyi göze alan insanlardan biriydi Abdullah KOÇ...  12 Eylül darbesinden sonra 8 yıl suçsuz yere hapiste yattı.  Gençliğinden oldu. Tahsilinden oldu.  Zor yıllar geçirmesine rağmen hayatından bir kere bile acizlik getirdiğini duymadım.  Az konuşurdu. Seydişehir’e ailesini ziyarete geldiğinde fazla dışarı çıkmazdı.  ‘Neden uğramazsın’ diye sitem ettiğimizde ise;  “Ne yapalım Ali. Toplumun işi gücü maddiyat olmuş. Konuştukları hep araba almak, ev almak. Kusura bakma valla bu tür sohbetlerden hoşlanmıyorum. O yüzden pek fazla topluluğa girmek istemiyorum.” derdi.  Abdullah gerçekten beni yaşantısı ile hal ve hareketleri ile etkileyen nadir, güzel, dürüst ve vatansever insanlardan biriydi.  Şu kirlenen dünyada kardeşler bile; mal kavgası, mülk kavgası derken birde bakarsın Azrail kapıyı çalmış bir kefenle ebedi yolculuğuna çıkıveriyor.  Büyük dava adamı Abdullah’ın cenazesi; dünün kader birliği yapmış tek riyası olmayan ölümü göze almış dava insanlarının ayrı gayrı olmaları bugünün kirlenmişliğinden, egoistliğinde, bencilliğinden nasibini almalarından mıdır nedense beni derinden üzüyor. Koca yürekli dervişane huylu Abdullah kardeşimizin cenazesi; Ülkü Ocakları, Nizami Alem Ocakları, MHP, İyi Parti ve BBP den mensup olan ama tek ortak noktaları ‘ÜLKÜCÜLÜK’ olan dava adamlarını bir araya getirdi.  Yalancı dünyada zaten ancak bizi cenazeler bir araya getiriyor.  Oysa Abdullah kardeşimin cenazesine katılan yiğit insanlar gençliklerindeki o samimiyet, o bölüşme, o memleket sevgisini yakalayıp hep birlikte bir araya taş atsalar neler olmaz ki…  Rahmetli büyük şair Abdürrahim Karakoç’un “Ha Hasana Ha sana” ile başlayan “Hasan’a Mektup-9” şiirinin son dörtlüğünde her şeyi anlattığı gibi…  Canım Hürriyeti koydunsa ara,  Ekmek yalınayak kaçtı dağlara.  Çevremize küsmüş kardeşlik var ya,  Haber ver, izini bulunca Hasan.  Soysuzlar taş atar mukaddesata  Karşı duramazsak bizdedir hata.  Tahammül teşviktir, böyle hayata,  Öl... İnsan küçülmez ölünce Hasan. Bu vesile ile Abdullah kardeşime Rabbimden Rahmet, yakınlarına metanet diliyorum...
Ali Saylam Köşe Yazısı

 

1970 li yılların gençlik hareketini yaşayan ve bilenlerdenim. 

Memleketin özellikle içerden terör ve içten bölünme gibi beka sıkıntısına karşı ordunun polis gücünün yanı sıra milis güçlerinin önemli olduğunu düşünenlerdenim.

Memleketimizin içten karışıklık yaşadığı dönemlerde Kara Murat, Battalgazi gibi kahramanlar ortaya çıkar fisebilillah vatanı için her şeyi göze alırlar.

Gençlik dönemimde de bu tür gözü kara, samimi, memleketi için her şeyi göze alan insanlardan biriydi Abdullah KOÇ... 

12 Eylül darbesinden sonra 8 yıl suçsuz yere hapiste yattı. 

Gençliğinden oldu. Tahsilinden oldu. 

Zor yıllar geçirmesine rağmen hayatından bir kere bile acizlik getirdiğini duymadım. 

Az konuşurdu. Seydişehir’e ailesini ziyarete geldiğinde fazla dışarı çıkmazdı. 

‘Neden uğramazsın’ diye sitem ettiğimizde ise; 

“Ne yapalım Ali. Toplumun işi gücü maddiyat olmuş. Konuştukları hep araba almak, ev almak. Kusura bakma valla bu tür sohbetlerden hoşlanmıyorum. O yüzden pek fazla topluluğa girmek istemiyorum.” derdi. 

Abdullah gerçekten beni yaşantısı ile hal ve hareketleri ile etkileyen nadir, güzel, dürüst ve vatansever insanlardan biriydi. 

Şu kirlenen dünyada kardeşler bile; mal kavgası, mülk kavgası derken birde bakarsın Azrail kapıyı çalmış bir kefenle ebedi yolculuğuna çıkıveriyor. 

Büyük dava adamı Abdullah’ın cenazesi; dünün kader birliği yapmış tek riyası olmayan ölümü göze almış dava insanlarının ayrı gayrı olmaları bugünün kirlenmişliğinden, egoistliğinde, bencilliğinden nasibini almalarından mıdır nedense beni derinden üzüyor.

Koca yürekli dervişane huylu Abdullah kardeşimizin cenazesi; Ülkü Ocakları, Nizami Alem Ocakları, MHP, İyi Parti ve BBP den mensup olan ama tek ortak noktaları ‘ÜLKÜCÜLÜK’ olan dava adamlarını bir araya getirdi. 

Yalancı dünyada zaten ancak bizi cenazeler bir araya getiriyor. 

Oysa Abdullah kardeşimin cenazesine katılan yiğit insanlar gençliklerindeki o samimiyet, o bölüşme, o memleket sevgisini yakalayıp hep birlikte bir araya taş atsalar neler olmaz ki… 

Rahmetli büyük şair Abdürrahim Karakoç’un “Ha Hasana Ha sana” ile başlayan “Hasan’a Mektup-9” şiirinin son dörtlüğünde her şeyi anlattığı gibi… 

Canım Hürriyeti koydunsa ara, 

Ekmek yalınayak kaçtı dağlara. 

Çevremize küsmüş kardeşlik var ya, 

Haber ver, izini bulunca Hasan. 

Soysuzlar taş atar mukaddesata 

Karşı duramazsak bizdedir hata. 

Tahammül teşviktir, böyle hayata, 

Öl... İnsan küçülmez ölünce Hasan.

Bu vesile ile Abdullah kardeşime Rabbimden Rahmet, yakınlarına metanet diliyorum...

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve toroslargazetesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.