MESLEKİ EĞİTİM MERKEZİ ÖĞRETMENİ ANI YARIŞMASINDA 2. OLDU
MESLEKİ EĞİTİM MERKEZİ ÖĞRETMENİ ANI YARIŞMASINDA 2. OLDU
MESLEKİ EĞİTİM MERKEZİ ÖĞRETMENİ ANI YARIŞMASINDA 2. OLDU
MESLEKİ EĞİTİM MERKEZİ ÖĞRETMENİ ANI YARIŞMASINDA 2. OLDU
24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle Beyşehir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından Konya Merkez ve ilçeleri arasında düzenlenen “Öğretmen ve Öğretmen Emeklileri Anı Yarışmasında “Seydişehir Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğünü temsilen yarışmaya katılan Öğretmenimiz Olcay Uysal yetmiş beş eser arasında ” Başkale’de Bayram” eseriyle ikinci oldu.
Kubadabad Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürlüğü’nde 24 Kasım Öğretmenler günü programında ikincilik ödülünü İlçe Milli Eğitim Müdüründen aldı.
Başkale’de Bayram
Yıl 1989, Van’ın terörü yoğun yaşadığı Başkale ilçesindeyim. Tam 27 yıl önce, ama unutmak ne mümkün. Başkale’de soğuk mu soğuk, rüzgârlı, yağmurlu bir bayram sabahı…
İlk kez anadan, babadan ayrı bayram. İlçe merkezine uzak okulumun küçük, sessiz sınıfında kalıyorum. Okul benim evim. Evimden bayram namazını kılmaya yürüyerek gidiyorum. Soğuk esen yel rüzgârla birlikte yağmuru içime işletmiş. Bayram namazı bile bizim oraların bayram namazlarına benzemiyor. Namazdan çıkar çıkmaz kimselere seslenmeden, hüzün kaplayan duygularımla, tekrar okuluma yürüyorum. Giymeyeceğim yeni kıyafetlerimi, tıraş olmayacağım bayram olsa da. Yapayalnızım şimdi anam yok, babam yok, o muhteşem bayram sabahları yok. Terör var, soğuk var, yağmur fırtına var ama ailem yok, bayram yok. Bayram sabahını yaşayamamanın hüznü gitgide isyana dönüşüyor.
Okulumun yani evimin demir kapıları çalıyor, aniden. Kapının karşısında Tacettin. Soğuktan, fırtınadan, yağmurdan perişan olmuş vaziyette. Köyünden Başkale’ye 6 km yol yürümüş. Delikanlı elimi öpüyor, bayramımı kutluyor. "Hocam bizim buralarda ayrı bayram yapılmaz, hadi bizim köye gidelim, seni almaya geldim" diyor. Bahaneler üretiyorum; tıraş olmadım, giyinmedim, çarşıya telefonla ailemi aramaya gideceğim desem de, Tacettin: "Beklerim hocam bizim evde telefon var, oradan ararız" diyor. İsyanımı, hüznümü dağıtan Tacettin beni ikna ediyor. Hazırlanıp, aynı atmosferde köy yoluna yürümeye koyuluyoruz.
Tacettin bir evin iki oğlundan büyüğü, yetim, köyde annesiyle kalıyor. Lise çağında hayatın çilesi onun omuzlarında hem hayvancılık yaparak ev geçindiriyor hem de okuluna her gün yürüyerek gidip geliyor.
Köye ulaştığımızda, evin misafir odasına bayram sofrası hazırlanmış. Tacettin’in anası Türkçe bilmiyor ama gözleri konuşuyor. Yöresel kıyafetlerle beni süzüyor. 21 yaşındayım Tacettin’den sadece iki yaş büyük. Elini öpüyorum, beni ana şefkati ile kucaklıyor. Türkçe bilmemesine rağmen onun söyledikleri, anamın söylediklerini anımsatıyor. Anamın elini öpmüş, ona bayram sabahı sarılmış hissediyorum kendimi. Bayram sofrasından sonra, telefonla anamla babamla bayramlaşıyor, mutluluğumu paylaşıyorum onlarla.
Köyün yaylasında ata biniyoruz, silah sıkıyoruz, bayram havasında. İsyanın, hüznün mutluluğa dönüştüğü bir bayram. Ha Konya, ha doğunun en uç köşesi Van-Başkale, bayramlar aynı. Güzel sofralar, güzel kıyafetler, el öpmeler, bayram eğlenceleri, kültür aynı kültür. Türkçe konuşan anam, Kürtçe konuşan Tacettin’in anası aynı maya ile yoğrulmuş. Sevgileri, şefkatleri aynı. Velhasıl vatan bir, toprak bir, bayrak bir, millet bir, bayram bir, biz hep biriz.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.