YAYLALARIMIZ: GEÇ KALINMIŞ BİR FARKINDALIĞIN HİKÂYESİ
YAYLALARIMIZ: GEÇ KALINMIŞ BİR FARKINDALIĞIN HİKÂYESİ
YAYLALARIMIZ: GEÇ KALINMIŞ BİR FARKINDALIĞIN HİKÂYESİ
YAYLALARIMIZ: GEÇ KALINMIŞ BİR FARKINDALIĞIN HİKÂYESİ
2005 yılıydı… Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç ile birlikte Tınaztepe mevkiinde yaptığımız incelemeleri dün gibi hatırlıyorum. Torosların o eşsiz coğrafyasında, yaylaların serinliğinde ve doğanın tüm cömertliğiyle sunduğu güzellikler karşısında hayranlığını gizleyememişti. O gün çok net bir şey söylemişti: “Artık sadece deniz turizmi değil, yayla turizmi de ön plana çıkmalı.”
Aradan yıllar geçti…
Ancak o gün dile getirilen vizyonun ne kadarının hayata geçtiği tartışılır. Oysa Toros Dağları’nın orta kuşağında, Seydişehir sınırları içerisinde yer alan yaylalar; sadece Konya’nın değil, Türkiye’nin en önemli doğal zenginliklerinden biri olma özelliğini hâlâ koruyor.
Tınaztepe bölgesinde Gölcük Yaylaları başta olmak üzere Eşek çukuru , Kuyucak,Ağaç Tepe . Arvana yaylası, Susuz ŞahapYalası,Karakışla ,Karagöz yaylaları. ,Sülek Yaylaları Her biri ayrı bir doğa harikası. Komşumuz Akseki sınırındaki Değirmenlik ve Hadim yaylalarıyla birlikte aslında tapusu bizde olmasına rağmen alicengiz oyunlarıyla bizden çalınan Küpe Cukur yaylasıyla, bu bölge, Orta Toroslar’ın adeta saklı cenneti konumunda.
Ama ne yazık ki…
Yıllardır “sahip çıkalım” diye yazdık, çizdik, anlattık. Bu yaylaların sadece yazlık kaçış noktaları değil; planlı bir şekilde turizme kazandırılması gereken büyük bir potansiyel olduğunu defalarca dile getirdik. Fakat karşılığında gördüğümüz; kontrolsüz yapılaşma, betonlaşma ve en önemlisi ilgisizlik oldu.
Doğanın kalbine beton dökülmeye başlandığında, aslında sadece manzara değil; geleceğimiz de zarar görüyor.
Geçtiğimiz günlerde Uğur İbrahim Altay’ın bölgedeki yaylalarda yaptığı incelemeleri bu yüzden önemsiyorum. Yerinde görmek, hissetmek ve bu güzelliği bizzat tespit etmek önemli bir adımdır. Açıkça söylemek gerekirse; “geç kalındı” ama zararın neresinden dönülse kârdır.
Eğer bu ziyaretler bir başlangıç olursa…
Eğer bu yaylalar gerçekten planlı, doğayla uyumlu bir anlayışla turizme kazandırılırsa…
İşte o zaman hem Seydişehir hem Konya hem de ülkemiz kazanır.
Unutulmamalıdır ki bu yaylalar sadece Seydişehir’in, Bozkır’ın ya da çevre ilçelerin değil; Konya’nın, hatta Türkiye’nin ortak değeridir. Konya-Antalya sınırında yer alan bu eşsiz coğrafya, doğru planlama ile ulusal ve uluslararası turizmin önemli merkezlerinden biri olabilir.
Bugün hâlâ elimizde bir fırsat var.
Bu güzellikleri koruyarak değerlendirmek…
Yaylalarımızı geleceğe taşımak…
Ve en önemlisi, doğayla kavga etmeden kalkınmayı öğrenmek.
Temennimiz odur ki; yıllar önce kurulan hayaller, bugün atılan adımlarla gerçeğe dönüşür.
Çünkü bu yaylalar…
Sadece bir coğrafya değil, aynı zamanda bize emanet bir mirastır
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.