Bir Çarşının Hafızası: Muammer Kılınçoğlu

Güncel (STG) - SEYDİŞEHİR TOROSLAR GAZETESİ | 09.04.2026 - 17:11, Güncelleme: 09.04.2026 - 17:11
 

Bir Çarşının Hafızası: Muammer Kılınçoğlu

Muammer Kılınçoğlu… 82 yaşında bir ömür, bir şehrin hafızasına dönüşmüş durumda. Seydişehir’in köklü geçmişine tanıklık eden Kılınçoğlu, yılların biriktirdiği anılarıyla Arasta Çarşısı’nın eski günlerini adeta yeniden yaşatıyor.

Bir zamanlar şehrin ekonomik damarının attığı yer olan Arasta Çarşısı, onun anlatımında sadece bir alışveriş alanı değil; emeğin, ustalığın ve dayanışmanın merkeziydi. Kılınçoğlu, gençlik yıllarında burada mest, postal ve yemeni dikimi yaptığını, aynı zamanda deri tabaklama işiyle uğraştığını ifade ediyor. O yıllarda çarşının kendine has bir ruhu olduğunu belirten Kılınçoğlu, “Çarşıya girdiğinizde çekiç sesleri, mısta sesleri eksik olmazdı. Demirciler çarşısında çekiç sesleri yankılanır, leblebiciler çarşısında ise kokudan geçilmezdi” diyerek o günleri özlemle anlatıyor. Arastanın simge isimlerini de unutmayan Kılınçoğlu, dönemin tanınmış kalaycı ustalarından Mustafa Seztiyancı ile Osman Özdemir’in yan yana dükkânlarında hiç bitmeyen tatlı atışmalarını bugün bile hatırladığını söylüyor. “Onların kavgası da şakası da hiç bitmezdi. O anlar hâlâ gözümün önünde” sözleriyle geçmişe olan bağlılığını dile getiriyor. Kılınçoğlu’nun anlattıklarına göre, o dönemlerde Seydişehir’de ayakkabı ihtiyacı tamamen yerel ustalar tarafından karşılanıyordu. “Dışarıdan ayakkabı gelmezdi. Herkes bizim diktiğimiz kundura, mest ve yemeniyi giyerdi. Hatta dışarıya da satış yapardık” diyerek şehrin üretim gücüne dikkat çekiyor. 
Muammer Kılınçoğlu… 82 yaşında bir ömür, bir şehrin hafızasına dönüşmüş durumda. Seydişehir’in köklü geçmişine tanıklık eden Kılınçoğlu, yılların biriktirdiği anılarıyla Arasta Çarşısı’nın eski günlerini adeta yeniden yaşatıyor.

Bir zamanlar şehrin ekonomik damarının attığı yer olan Arasta Çarşısı, onun anlatımında sadece bir alışveriş alanı değil; emeğin, ustalığın ve dayanışmanın merkeziydi. Kılınçoğlu, gençlik yıllarında burada mest, postal ve yemeni dikimi yaptığını, aynı zamanda deri tabaklama işiyle uğraştığını ifade ediyor.

O yıllarda çarşının kendine has bir ruhu olduğunu belirten Kılınçoğlu, “Çarşıya girdiğinizde çekiç sesleri, mısta sesleri eksik olmazdı. Demirciler çarşısında çekiç sesleri yankılanır, leblebiciler çarşısında ise kokudan geçilmezdi” diyerek o günleri özlemle anlatıyor.

Arastanın simge isimlerini de unutmayan Kılınçoğlu, dönemin tanınmış kalaycı ustalarından Mustafa Seztiyancı ile Osman Özdemir’in yan yana dükkânlarında hiç bitmeyen tatlı atışmalarını bugün bile hatırladığını söylüyor. “Onların kavgası da şakası da hiç bitmezdi. O anlar hâlâ gözümün önünde” sözleriyle geçmişe olan bağlılığını dile getiriyor.

Kılınçoğlu’nun anlattıklarına göre, o dönemlerde Seydişehir’de ayakkabı ihtiyacı tamamen yerel ustalar tarafından karşılanıyordu. “Dışarıdan ayakkabı gelmezdi. Herkes bizim diktiğimiz kundura, mest ve yemeniyi giyerdi. Hatta dışarıya da satış yapardık” diyerek şehrin üretim gücüne dikkat çekiyor. 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve toroslargazetesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.