KALBİMİN EN ZOR YAZISI: MUHSİN YAZICIOĞLU

Güncel (STG) - SEYDİŞEHİR TOROSLAR GAZETESİ | 25.03.2026 - 22:46, Güncelleme: 25.03.2026 - 22:46
 

KALBİMİN EN ZOR YAZISI: MUHSİN YAZICIOĞLU

KALBİMİN EN ZOR YAZISI: MUHSİN YAZICIOĞLU

Her yıl geldiğinde aynı duyguyu yaşıyorum… Kalem elimde ağırlaşıyor, kelimeler boğazımda düğümleniyor. Yazmak istiyorum ama yazamıyorum. Çünkü bazı insanlar vardır; onları anlatmak kolay değildir. Hele ki bir yol arkadaşınızı, bir dava adamını, bir lideri yazıyorsanız… Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu… Onunla sadece aynı davaya inanmış biri değil, aynı yolda yürümüş bir yol arkadaşıydım. Büyük Birlik Partisi’nin kuruluşundan itibaren yanında yer aldım, teşkilatın verdiği görevle yaklaşık yedi yıl ilçe başkanlığı yaptım. Sayısız toplantıda, sayısız istişarede birlikte bulunduk. Bu yıl da ölüm yıl dönümü geldiğinde yine yazmakta zorlandım. Ama kendimi zorladım. Çünkü onun hatırası, susarak geçiştirilecek bir hatıra değil. Sayfalara sığmaz belki ama en azından üç önemli hatıramı paylaşmak istedim. İlki… Yanılmıyorsam 1997-1998 yıllarıydı. Konya Kemerli Çarşı’da bölgesel bir toplantı yapılmıştı. Ben de Seydişehir İlçe Başkanı olarak katılmıştım. Toplantının konusu, Muhsin Başkan’ın Amerika’ya davet edilmesiydi. Bu önemli meseleyi teşkilatla istişare etmek istemişti. Uzun değerlendirmeler sonunda ortak bir kanaat oluştu: Daha önce bir çok liderin Amerika’ya gitmesi ve sonra iktidara gelmesi, kamuoyunda farklı yorumlara neden oluyordu. “Siz de giderseniz farkınız kalmaz” düşüncesi hâkim oldu. Kendisi de zaten gitme taraftarı olmadığını, ancak teşkilatın fikrini önemsediğini ifade etti. İşte o gün, onun ne kadar istişareye önem veren ve millet iradesini önceleyen bir lider olduğunu bir kez daha gördük. İkinci hatıra… Siyasetin en kritik dönemlerinden biriydi. Sandıktan rahmetli Necmettin Erbakanın partisi birinci çıkmış, hükümet kurma sürecinde dengeler hassas bir noktaya gelmişti. Büyük Birlik Partisi’nin milletvekilleri kilit konumdaydı. O süreçte Anavatan Partısınden Eyüp Aşık gibi isimler partimize gelerek, destek verilmesi halinde çeşitli imkânlar sunulacağını ifade ettiler. Hazine yardımı, siyasi destek, birçok cazip teklif… Ama rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, tek bir cümleyle noktayı koydu: “Biz sandıktan çıkana saygı duyarız.” Bu söz, sadece bir siyasi tercih değil; bir duruşun, bir ahlakın ifadesiydi. Üçüncü ve belki de en derin iz bırakan hatıra… Cezaevi yıllarına dair anlattıklarıydı. Yedi yıl haksız yere cezaevinde kalmış, idamla yargılanmış bir liderdi. O dönemde ceza evinde yatan sol düşünceli gruplar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvururken, kendisine de bu yönde teklifler gelmişti. Ama o, “Devletimizi ve milletimizi dışarıya şikâyet etmeyiz” diyerek bu yolu reddetmişti. Bu söz, benim kulaklarımda hâlâ çınlar. Bu, gerçek bir vatanseverliğin ve milliyetçiliğin tarifiydi. Lafı fazla uzatmayacağım… Benim gözümde Muhsin Yazıcıoğlu; emperyalizme karşı dimdik duran, dürüst, doğru, devlet işleyişini iyi bilen nadir liderlerden biriydi. Sadece sevenlerinin değil, karşısında olanların bile güven duyduğu bir isimdi. Ben, onun şehit olduğuna inananlardanım. Yıllarca yol arkadaşlığı yapmış biri olarak bunu gönül rahatlığıyla söylüyorum. Muhsin Başkanım bir dönemin değil,mübarek bir davanın bir duruşun temsilcisidir. Bu vesileyle, ölüm yıl dönümünde rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’na Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânı cennet olsun.
KALBİMİN EN ZOR YAZISI: MUHSİN YAZICIOĞLU
Her yıl geldiğinde aynı duyguyu yaşıyorum… Kalem elimde ağırlaşıyor, kelimeler boğazımda düğümleniyor. Yazmak istiyorum ama yazamıyorum. Çünkü bazı insanlar vardır; onları anlatmak kolay değildir. Hele ki bir yol arkadaşınızı, bir dava adamını, bir lideri yazıyorsanız… Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu… Onunla sadece aynı davaya inanmış biri değil, aynı yolda yürümüş bir yol arkadaşıydım. Büyük Birlik Partisi’nin kuruluşundan itibaren yanında yer aldım, teşkilatın verdiği görevle yaklaşık yedi yıl ilçe başkanlığı yaptım. Sayısız toplantıda, sayısız istişarede birlikte bulunduk. Bu yıl da ölüm yıl dönümü geldiğinde yine yazmakta zorlandım. Ama kendimi zorladım. Çünkü onun hatırası, susarak geçiştirilecek bir hatıra değil. Sayfalara sığmaz belki ama en azından üç önemli hatıramı paylaşmak istedim. İlki… Yanılmıyorsam 1997-1998 yıllarıydı. Konya Kemerli Çarşı’da bölgesel bir toplantı yapılmıştı. Ben de Seydişehir İlçe Başkanı olarak katılmıştım. Toplantının konusu, Muhsin Başkan’ın Amerika’ya davet edilmesiydi. Bu önemli meseleyi teşkilatla istişare etmek istemişti. Uzun değerlendirmeler sonunda ortak bir kanaat oluştu: Daha önce bir çok liderin Amerika’ya gitmesi ve sonra iktidara gelmesi, kamuoyunda farklı yorumlara neden oluyordu. “Siz de giderseniz farkınız kalmaz” düşüncesi hâkim oldu. Kendisi de zaten gitme taraftarı olmadığını, ancak teşkilatın fikrini önemsediğini ifade etti. İşte o gün, onun ne kadar istişareye önem veren ve millet iradesini önceleyen bir lider olduğunu bir kez daha gördük. İkinci hatıra… Siyasetin en kritik dönemlerinden biriydi. Sandıktan rahmetli Necmettin Erbakanın partisi birinci çıkmış, hükümet kurma sürecinde dengeler hassas bir noktaya gelmişti. Büyük Birlik Partisi’nin milletvekilleri kilit konumdaydı. O süreçte Anavatan Partısınden Eyüp Aşık gibi isimler partimize gelerek, destek verilmesi halinde çeşitli imkânlar sunulacağını ifade ettiler. Hazine yardımı, siyasi destek, birçok cazip teklif… Ama rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, tek bir cümleyle noktayı koydu: “Biz sandıktan çıkana saygı duyarız.” Bu söz, sadece bir siyasi tercih değil; bir duruşun, bir ahlakın ifadesiydi. Üçüncü ve belki de en derin iz bırakan hatıra… Cezaevi yıllarına dair anlattıklarıydı. Yedi yıl haksız yere cezaevinde kalmış, idamla yargılanmış bir liderdi. O dönemde ceza evinde yatan sol düşünceli gruplar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvururken, kendisine de bu yönde teklifler gelmişti. Ama o, “Devletimizi ve milletimizi dışarıya şikâyet etmeyiz” diyerek bu yolu reddetmişti. Bu söz, benim kulaklarımda hâlâ çınlar. Bu, gerçek bir vatanseverliğin ve milliyetçiliğin tarifiydi. Lafı fazla uzatmayacağım… Benim gözümde Muhsin Yazıcıoğlu; emperyalizme karşı dimdik duran, dürüst, doğru, devlet işleyişini iyi bilen nadir liderlerden biriydi. Sadece sevenlerinin değil, karşısında olanların bile güven duyduğu bir isimdi. Ben, onun şehit olduğuna inananlardanım. Yıllarca yol arkadaşlığı yapmış biri olarak bunu gönül rahatlığıyla söylüyorum. Muhsin Başkanım bir dönemin değil,mübarek bir davanın bir duruşun temsilcisidir. Bu vesileyle, ölüm yıl dönümünde rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’na Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânı cennet olsun.
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve toroslargazetesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.