SEYDİŞEHİR SANAYİSİ YÜKSELİYOR: YATIRIMCIYA DEĞER VERMEK ZORUNDAYIZ
SEYDİŞEHİR SANAYİSİ YÜKSELİYOR: YATIRIMCIYA DEĞER VERMEK ZORUNDAYIZ
SEYDİŞEHİR SANAYİSİ YÜKSELİYOR: YATIRIMCIYA DEĞER VERMEK ZORUNDAYIZ
SEYDİŞEHİR SANAYİSİ YÜKSELİYOR: YATIRIMCIYA DEĞER VERMEK ZORUNDAYIZ
Seydişehir… Uzun yıllar boyunca adı sadece bir alüminyum kenti olarak anıldı. Oysa bugün geldiğimiz noktada bu tanım artık dar geliyor. Çünkü Seydişehir, kabuğunu kıran, büyüyen ve sanayide yeni bir kimlik kazanan bir şehir haline dönüşüyor.
Hatırlıyorum… 2023 yılında yapılan toplantılarda, siyasetçiler, sivil toplum temsilcileri ve iş insanları tek bir noktaya dikkat çekmişti: Üretim.
Devletin üretime ağırlık vereceği, üretim yapan sanayiciye her türlü kolaylığın sağlanacağı açıkça ifade edilmişti. O gün orada bulunan biri olarak şunu net söyleyebilirim; bu sözler sadece bir temenni olarak kalmadı, sahaya yansımaya başladı.
Bizler de o günden bugüne dilimiz döndüğünce şunu anlatmaya çalıştık:
Seydişehir, Konya bölgesi içinde sanayi yatırımı için en elverişli alanlardan biridir. Hem coğrafi konumu, hem hammadde gücü hem de yetişmiş iş gücüyle bu şehir yatırım bekleyen değil, yatırım yapılması gereken bir merkezdir.
Bugün geldiğimiz noktada artık bir şeyi gönül rahatlığıyla söyleyebiliyoruz:
Seydişehir, özellikle savunma sanayi açısından stratejik bir üretim üssü haline gelmektedir.
Çünkü savunma sanayinin en kritik girdilerinden biri olan alüminyumun işlenmesi ve üretimi bu şehirde yapılmaktadır. Bu, öyle küçümsenecek bir avantaj değildir. Bir ülkenin bağımsızlığına giden yolda, üretim kabiliy eti en az teknoloji kadar önemlidir.
Devletin son yıllarda aldığı kararlar da bu süreci hızlandırdı.
Özellikle İstanbul ve Marmara bölgesindeki sanayinin Anadolu’ya yayılması yönündeki politikalar, Seydişehir gibi şehirler için büyük bir fırsat kapısı araladı. Artık üretim sadece belli merkezlerde değil, Anadolu’nun kalbinde de hayat buluyor.
Bu sürecin en somut örneklerinden biri ise ETİ Alüminyum tesislerine verilen “özel üretim bölgesi” statüsüdür.
Bu kararın amacı çok net: Katma değeri yüksek, stratejik ve ülkeyi dışa bağımlılıktan kurtaracak yatırımların önünü açmak.
Elbette her konunun tartışılacak yönü vardır.
Özelleştirme politikaları eleştirilebilir, eksikleri konuşulabilir. Bunlar ayrı bir başlıktır ve konuşulmalıdır da. Ancak bir gerçeği de görmezden gelemeyiz:
Bu ülkenin üretime, üretim yapan insana ve yatırımcıya ihtiyacı var.
Yatırımcı dediğimiz insan, sadece para kazanan değil; risk alan, istihdam oluşturan, şehrin kaderini değiştiren kişidir.
Bugün Seydişehir’de istihdam varsa, üretim varsa, bacalar tütüyorsa bunun arkasında yatırım yapan insanlar vardır.
Bu noktada Seydişehir’de en büyük yatırımı yapan ve yatırımlarını sürdüren firmaların başında gelen Cengiz Holding’in rolünü de görmezden gelmek mümkün değildir.
Yapılan yatırımlar sadece bugünü değil, yarını da inşa etmektedir.
Benim düşüncem net:
Yatırımcıyı eleştirmek kolaydır ama üretim olmadan kalkınma olmaz.
Bu yüzden yatırımcıya köstek değil, destek olmak zorundayız.
Çünkü mesele sadece bir fabrikanın büyümesi değil…
Mesele, Seydişehir’in büyümesidir.
Ve artık şunu yüksek sesle söylemenin zamanı gelmiştir:
Seydişehir, sanayide yeni bir hikâye yazıyor.
Bu hikâyede yer almak mı istiyoruz, yoksa sadece izlemek mi?
Karar bizim.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.